Deriyle 28 yıl
Her şey evdeki küçük bir masada başladı. Gündüz başka işler, akşamları bir parça deri, birkaç alet ve bitmeyen bir merak.
Deri işinin sessizliği, delme işlemi başlayana kadardır. Zımbaya inen her tokmak darbesi bütün apartmanda yankılanır. Alt kattaki komşular rahatsız olmasın diye bir süre sonra masa parka taşındı: bir çanta dolusu alet, bir tahta altlık ve bir bank. Delikler ağaçların altında açıldı, dikişler eve dönünce sessizce atıldı.
Yıllar geçtikçe masa büyüdü, aletler çoğaldı, park bankının yerini atölye aldı. Ama işi yapma biçimi hiç değişmedi: deriyi elle kesmek, her dikişi tek tek atmak, bir eşyayı yıllarca kullanılsın diye yapmak.
Bugün Kukka'da hem kendi işlerimizi yapıyor hem de bu işi merak edenlere öğretiyoruz. Eğitimlerimiz birebir; çayımızı demler, sohbet ederek çalışırız. Acele yok, kalabalık yok. Sadece sen, deri ve yanında biri.
Derinin yanında bakırla da uğraşıyoruz. İkisinin ortak bir huyu var: ikisi de zamanla güzelleşir. Kullandıkça koyulaşır, parlar, sahibinin izini taşır. Biz de böyle eşyalar yapmayı seviyoruz.

